Tarihte bugün: 27 Haziran

(*27*) Tarihte bugün: 27 Haziran

Verem (tüberküloz), soluduğumuz hava ile akciğerlere giren verem mikrobunun yol açmış olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Verem mikrobu, etken verem hastalığı olan bir kişinin öksürmesi, hapşırması ya da hitabı ile havaya yayılır.
 
Vereme çoğu zaman verem hastalarıyla uzun süre kapalı yerde bulunmak suretiyle yakalanılır. Verem mikrobu, yiyecek tabaklarından, bardaklardan ya da öteki nesnelerden başkalarına bulaşmaz.
 
Toplumda vereme yakalanma riski en fazla olan gruplar sıhhat görevlileri, alkol bağımlıları ve yaşlılardır. Tutuklu ve hükümlüler dahil, çeşitli kurumlarda kalan ve çalışan kişiler de bu gruplara dahil edilebilir.
 
Genel yaşam şartlarının altında yaşayan kişiler, HIV virüsü taşıyanlar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, bilhassa uzun süre kortizon kullanan kişiler ve şeker hastaları da genel olarak verem riski altındadır.
 
Verem mikrobu soluduğumuz hava ile akciğerlerimize girerek orada çoğalmaya adım atar. Bu mikroplardan bazıları böbrekler, kemikler ya da beyin benzer biçimde, vücudun öteki kısımlarına yayılır. Bu kişiye artık verem mikrobu bulaşmış anlamına gelir.
 
Vücut mikroplarla savaşırsa da çoğu zaman hepsini yok edemez. Vücudun müdafa mekanizmaları, etkisiz durumda olan mikropların çevresinde kapsül ya da duvarlar örer. Bu aşamada şahıs kendini iyi hisseder.
 
Verem mikrobu bulaşmış kişinin vücudunda verem mikrobu bulunmaktadır, sadece hastalık emaresi yoktur ve şahıs bu aşamada mikrobu başkalarına bulaştıramaz. Bu aşamada meydana getirilen tedavi, mikrobun verem hastalığına yol açmasına engel olabilir.
 
Mikropların etken hale gelmeleri halinde, şahıs verem hastası olur. Bu durum bir süre sonrasında, çoğu zaman AIDS, şeker, böbrek, zatürre ya da kanser benzer biçimde enfeksiyon ve hastalıklarla savaşım sonucu zayıf düşülen bir sırada ortaya çıkabilir.
 
Verem hastası olan şahıs verem mikrobunu taşır ve hastalığın emarelerini gösterir. Bu emareler öksürük, bitkinlik, gece terlemeleri, kilo kaybı ve kan tükürmeyi kapsayabilir. Verem olan bir şahıs hastalığı başkalarına bulaştırabilir.
 
Verem mikrobu, Manto Testi isminde olan bir deri testiyle belirlenir. Zararsız bir madde kolunuzdan deri içine verilir.  Birkaç gün içinde deride şişme olup olmadığı denetim edilir.
 
HIV virüsü taşıyanalrın, AIDS hastalarının, verem olma olasılığı olan biriyle yakın temas halinde çalışan ya da yaşayanların ve verem emaresi olanların kesinlikle en kısa sürede incelem yaptırması gerekir.
 
Testin negatif çıkması, büyük bir olasılıkla vücudunuzda verem mikrobu bulunmadığını gösterir. Sadece, sonuçtan güvenilir olmak için deri testinin tekrarlanması gerekebilir.
 
Deri testleri ile HIV virüsü taşıyan kişilerdeki ya da AIDS hastalarındaki verem mikrobu daima saptanamadığından, HIV virüsü taşımanız ya da AIDS olmanız halinde, doktorunuz başka tetkikler yaptırmanızı isteyebilir.
 
Testin pozitif çıkması, vücudunuzda verem mikrobu olduğu anlamına gelebilir. Bu sizin verem hastası olduğunuzu ya da başkalarına mikrop bulaştırıp bulaştıramayacağınızı göstermez.
 
Kontrol sonucu pozitif çıkarsa, verem olup olmadığınızın belirlenmesi ve lüzumlu olan tedaviye karar verilmesi için, göğüs röntgeni ve öteki bazı testler benzer biçimde daha çok tetkiklerin yapılması gerekmektedir.
 
Lüzumlu olan tedavi türü, kişinin verem mikrobu taşıması ya da verem hastası olup olmadığına bağlı olarak değişmiş olur. Verem ve bazı verem mikrobu vakaları ilaçla tedavi edilebilir. Veremin tedavisinde çağıl ilaçlar oldukça etkilidir.
 
Birçok şahıs hastanelerde, verem harp dispanserlerinde ayakta tedavi yöntemiyle ya da uzman doktora giderek tedavi görebilir. Veremin geçmesi için, kişinin minimum altı ay ilaç kullanımı gerekir. Bazı vakalarda bu süre uzayabilir.
 
Verem ilaçlarının tertipli alınmaması yada ilaçların bitirilmemesi halinde, hastalık tekrardan ortaya çıkabilir ve bu kez tedavi daha da güç olabilir. Bundan dolayı, ilaçların tertipli olarak kullanılması ve tüm tedavi setinin bitirilmesi gerekir.
 
Aile bireylerinin herhangi birinin verem olması durumunda, ailenin geri kalan tüm fertleri ve yakın temas içinde bulunan kişiler, kendilerinde verem olup olmadığının belirlenmesi için tetkikten geçirilmelidir.
 
BCG aşısı vereme yakalanma riski fazla olan ülkemizdeki tüm bebeklere (doğumdan iki ay sonrasında) rutin olarak önerilmektedir. BCG aşısı, bebekleri erişkinlerdeki akciğer vereminden korumamaktadır.
 
Kronik (2-3 haftadır geçmeyen) öksürük, bitkinlik, gece terlemeleri, kilo kaybı yada kan tükürme benzer biçimde şikayetleriniz var ise siz de en kısa sürede doktorunuza başvurunuz…
 
Başka neler oldu:
 
1363: Türk devletinde ilk tertipli ordu kuruldu.
1587: Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa öldü.
1693: İlk hanım dergisi ‘The Ladies’ Mercury’, Londra’da yayımlandı.
1878: Gazeteci ve yazar Ahmet Mithat Efendi, ‘Tercümanı Hakikat’ adlı günlük gazeteyi çıkarmaya başladı.
1905: Kurtlu yemeğe karşı çıkan tayfaların kurşuna dizilmesini önlemek isteyen Rus harp gemisi Potemkin’in mürettebatı Karadeniz’de ayaklanıp gemiyi Odessa’ya yönlendirdi. Birinci Rus devriminin ilk ayaklanması Odessa’da başladı.
1938: Rus asıllı ABD’li pilot Igor Sikorsky, 1909’dan beri üstünde çalmış olduğu helikopterin patentini aldı.
1946: Müttefikler, 12 adanın Yunanistan’a verilmesini kararlaştırdı.
1949: Dünyanın ilk jet uçağı ‘De Havilland Comet’, senelerdir devam eden gizli saklı ve yoğun çalışmalardan sonrasında ilk uçuşunda, Hatfield’daki denemelerin peşinden pilot yüzbaşı John Cunnigham’ın yönetiminde havalandı.
1950: İlk nükleer santral, Rusya’da Moskova’nın 90 kilometre uzağındaki Obninsk’te açıldı.
1951: Mustafa Kemal Atatürk heykellerine hücum eden Ticani tarikatının 100’den fazla üyesi ve liderleri Ankara’da tutuklandı.
1954: Guatemala’da CIA’in desteklediği darbeyle halkın seçtiği hükümet devrildi.
1964: 20-21 mayıs darbe girişimi hükümlülerinden Kurtarılışı Gürcan idam edildi.
1969: Kocamustafapaşa’da evinin balkonuna SSCB bayrağı asan Hatice Göker gözaltına alındı. 67 yaşındaki Hatice Göker’in ABD başkonsolosluğunda çamaşırcı olarak çalmış olduğu ve Sovyet bayrağını tanımadığı ortaya çıktı.
1979: Ağrı valisi iş verimini azalttığı sebebi öne sürülerek resmi dairelerde çay içmeyi yasakladı.
1984: Askerlik süresi 20 aydan 18 aya indi.
1987: Bünyesinde altı fakülte, dört yüksekokul, üç enstitü ve bir konservatuvar bulunan Gaziantep Üniversitesi kuruldu. Türkiye’de üniversite sayısı 28’e terfi etti.
1998: Adana’da meydana gelen 6.3 büyüklüğündeki depremde 210 şahıs öldü, binden fazla şahıs yaralandı.
2003: Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifiyle oluşturulan imtihanı kazanarak yurt haricinde eğitim gören Hacer Demoka, mirasını Ulusal Eğitim Vakfı’na bağışladı.
2007: Anayasa Mahkemesinin Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci ve ikinci turlarında toplantı yeter sayısının 367 olduğu yönündeki kararının öne sürülen sebebi Resmi Gazete’de yayımlandı. Gerekçede, 367 oy koşulunun “Anayasa’nın, Cumhurbaşkanı seçiminin uzlaşmaya dayanması amacına yönelik olduğu” açıklandı.
2007: Bosna’da 1992-1995 harbinde öldürülenlerin gömüldüğü bir toplu gömüt daha ortaya çıkarıldı.

Tarihte bugün: 29 Haziran

Tarihte bugün: 29 Haziran

Yoruma kapalı.