Maymun çiçeğine karşı koruma sağlayan gizemli virüsün kökeni ne?

Maymun çiçeği aşısı

Kaynak, Getty Images

1 Ağustos 2022

50 senedir çoğunlukla Afrika’da görülen maymun çiçeği virüsü, Mayıs ayında dünya genelinde yayılmaya başladı.

Virüsle mücadelenin yollarını araştıran bilim adamları geçmişte kullanılmış iki çiçek aşısından yaralanma yoluna gittiler: ACAM2000 ve JYNNEOS.

ABD’de maymun çiçeğine koruma sağlamak için yalnızca bu iki aşının kullanımına izin veriliyor. Avrupa Birliği de JYNNEOS’un kullanımına onay vermiş durumda.

Her iki aşının da son aşama güvenli ve etkin olduğu düşünülüyor. Sadece bu aşıların geçmişi büyük bir gizemin de bir parçası.

100 yıldan uzun süre süresince bilim çevresi çiçek aşısının sığır çiçeği hastalığından türetildiğine inanıyordu.

Fakat 1939’da, çiçek aşısının geliştirilmesinden ortalama 150 yıl sonrasında meydana getirilen moleküler testler durumun bu şekilde olmadığını ortaya koydu.

Daha yakın bir geçmişte meydana getirilen genetik sekanslamalar da bu bulguları onayladı.

Buna bakılırsa, çiçek hastalığının sonunu getiren ve bugün de maymun çiçeği hastalığına karşı kullanılan aşılar, bugüne dek kimsenin teşhis edemediği, bilinmeyen bir virüse dayanıyor.

83 senedir meydana getirilen araştırmalara rağmen kimse bu virüsün çiçek aşısına iyi mi, niçin ya da ne vakit dahil bulunduğunu ya da halen yırtıcı doğada bu virüsün var olup olmadığını bilmiyor.

Malum tek bir şey var: Çiçek hastalığının insanların hayatına meydan okumuş olduğu yıllarda yaşayan milyonlarca insan yaşamlarını bu virüse borçlular.

Ek olarak bu virüs olmasaydı maymun çiçeği virüsü de şimdi oldukça daha büyük bir hızla yayılıyor olacaktı.

Almanya’daki Robert Koch Enstitüsü’nden virolog Jose Esparza, “1939’a dek oldukça uzun bir süre çiçek aşısının sığır çiçeği virüsüyle aynı olduğu düşünülüyordu. Sadece ondan sonra bunların değişik virüsler ihtiva ettiği tespit edildi. O zamandan beri sığır çiçeği virüsünü bir tür vaccinia şu demek oluyor ki çiçek aşısını da kökeni bilinmeyen başka bir tür olarak kabul ediyoruz,” diyor.

Peki bu iyi mi mümkün oluyor? Bu virüs nereden çıkmış olabilir? Naturel ortamının neresi bulunduğunu bigün tespit edebilmemiz mümkün olur mu?

‘Bir tek bir kaza’

Aşı sertifikası

Kaynak, Getty Images

Çiçek aşısının ilk yapılmasından bu yana yüz seneler geçmiş olsa da dünya genelinde müzeler ya da koleksiyonlarda eski virüslerin izlerini görmek mümkün.

Esperza’nın başkanlık etmiş olduğu internasyonal bir ekip 2017 senesinde yaptıkları bir kazıda, 1902 senesinde Philadelphia’da üretilmiş bir aşıya ulaştı.

Meydana getirilen testlerde hiçbir sığır çiçeği virüsü izine rastlanmadı. Bunun yerine 1976’da Moğolistan’da tespit edilen at çiçeği virüsüyle bir akrabalık olduğu sonucuna varıldı.

O günden bu yana aynı ekip oldukça sayıda başka zamanı aşı örneğine de ulaştı ve sekanslamalarını gerçekleştirmiş oldu. Esperza, “31 örneklemin hiçbirinde sığır çiçeğine rastlamadık” diyor.

Kısaca 19’uncu ve 20’inci yüzyılda aşılar çoğunlukla at çiçeğinden türetiliyordu. Sığır çiçeği ya asla kullanılmıyor ya da kısa süre zarfında derhal at çiçeğiyle telafi ediliyordu.

Sadece bilim adamları daha oldukça çiçek aşısı sekanslaması yaptığında, bunların da bir dönüşümden geçtiklerini tespit etti.

Bu aşılar, yalnız ağırlıkla at çiçeğinden oluşmuyor, aslına bakarsak temelini bugün de aşılarda bulunan gizemli bir virüs oluşturuyordu.

Esparza, “1930’a kadar ana sekans at çiçeği iken ondan sonra vaccinia, şu demek oluyor ki çiçek aşısına dönüştü, fakat bunun kökeni bilemiyoruz” diye konuşuyor.

Esparza’ya bakılırsa, bir tür çiçek aşısından öteki bir türe gerçekleşen ani sıçrama aşının iyi mi yapıldığıyla ilgili:

“Aşı tarihinin ilk 100 senesinde, bir insanoğlunun kolundan ötekinin koluna meydana getirilen aşılamalar söz mevzusuydu. 1860’da ise İtalya ve Fransa’daki bilim adamları hayvan aşılaması sistemini geliştirdiler. Böylece virüsün insandan insana geçmesi yerine, sığırlara konulması ve orada tutulması yöntemi geliştirildi.”

Bu kitle üretim sistemi ile zincire bir süre sonrasında koyun, at ve eşek şeklinde öteki hayvanlar da dahil edildi.

Bir noktada da bilinmeyen bir hayvanda tutulan bir virüs çiçek aşısı olarak kullanılmaya başlandı. Bunu ilk kimin yapmış olduğu ya da niçin, iyi mi ve niçin bu şekilde bir şeyin söz mevzusu olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmuyor.

Kim bilir yalnız bir kazaydı: Kim bilir birisi bir çiftlik hayvanından at ya da sığır çiçeği bulunduğunu düşündüğü bir virüsü kullandı, virüs işe yaradı ve bunun değişik bir tür virüs bulunduğunun kimse farkına varmadı.

Salgının sebebi çiçek aşısının terk edilmesi

Maymun çiçeği aşısı

Kaynak, Getty Images

1930’larda bu gizemli virüs en yaygın kullanılan aşı haline geldi. 20’inci yüzyılın ortalarına gelindiğinde de dünya genelinde bu virüsün yüzlerce değişik türüne rastlanır oldu.

Bugün bu gizemli virüs kim bilir asla olmadığı kadar işe yarıyor.

Maymun çiçeği virüsü ilk kez 1970 senesinde tespit edildi ve yakın döneme dek virüse yalnız Afrika kıtasında rastlanıyordu.

Sadece Mayıs 2022’de dünya genelinde görülmemiş bir hızda yayılmaya başladı. Bu hızı kesmek için birçok ülke milyonlarca doz aşı sipariş etti.

JYNNEOS ve ACAM2000 aşılarının ikisi de 1930’lu yıllarda etkin olan çiçek aşısındaki aynı gizemli virüsten geliştirildi.

Temmuz 2022’de ABD hükümeti her iki aşıdan yedi milyon doz sipariş etti.

İşin gülünç tarafı, bugün maymun çiçeği salgınıyla karşılaşıyor olmamızın kim bilir tek sebebi çiçek aşısı uygulamasını terk etmiş olmamız.

Zira öteki virüslerin de bu fırsattan yararlandığı sanılıyor. Sığır çiçeğine büyükbaş hayvanlarda pek rastlanmasa da mesela dünya genelinde kemirgenlerde salgın halinde görülüyor.

Ek olarak 1970’li yıllarda çiçek aşısının durdurulmasından bu yana çocuklarda hastalığın görülüşünde de bir tırmanış söz mevzusu.

Bugün insanoğlu sığır çiçeğine fareler ya da kediler vasıtasıyla yakalanabiliyor. Enfeksiyonlar çoğu zaman hafifçe oluyor, yüzde ve ellerde lezyonlar görülüyor. Sadece bu virüsün insandan insana bulaştığına dair bir veri bulunmuyor.

Sadece bu virüs sebebiyle de ölümler söz mevzusu oldu. Maymun çiçeği hastalığında olduğu şeklinde, vakaların artışının çiçek aşısı uygulamasına son verilmesiyle ilgili olduğu düşünülüyor. Hatta bazı bilim adamları sığır çiçeğinin gelmekte olan bir sıhhat tehdidi bulunduğunu söylüyor.

Kısaca vaccinia’ya hâlâ oldukça talep var. Peki fakat insanlık tarihinin bu en favori aşısının kökeninin ne işe yaradığını bigün öğrenmemiz mümkün mü?

Esparza buna şüpheyle yaklaşıyor:

“Şu anda elimizde yanıttan oldukça sual var.”

Yoruma kapalı.